KEFKEN
  inferno-ilhan berk
 

  
İkinci Yeni mahşerinin (kaçıncı?) atlısı İlhan Berk'in bu son yapıtında, şeyler'in (nesnelerin) ve kişi'lerin (insanların) cehennemi ve "dört kol çengi" bir resmigeçidiyle karşı karşıyayız. Hem de nasıl! Neler ve kimler yok ki bu ayinsel yazı töreninde: Her şeyden önce Gövde var, Gövdesi var şairin; biteviye anlatarak yorumladığı, adeta her türlü (yan-düz) anlamla kuşatıp deştiği, görünen bellibaşlı organlarını ayraca aldığı... Sonra günler var; günlerde şairler, ressamlar, görünümler: Rilke, Eliot, Cranach, Delvaux, Balthus, Eloğlu, Pessoa, Oktay Rifat, Breton, Rimbaud, Char, Mallarme, Ponge, De Chirico, E. E. Cummings, Joyce, Giacometti, Dino, Carver, Halikarnas Balıkçısı, Bedri Rahmi, Miller, Necatigil, Borges, Cansever, Ungaretti, Eco, Roethke, Picasso; -Aşiyan, Ortaçağ, Lizbon-, Gasset, Dos Passos, Elitis, Michaux, Haşim, Süreya, Aragon; -Galata / Pera-, Milosz, Woolf, -Kadınlar: Nefertiti, Garbo, Dietrich, Madonna- Nesneler... İlhan Berk'in "İnferno"su bir samanyolu katarı, şimdiden geçerek ışığını geleceğe, ordan da geçmişe tutuyor. 13.5 x 21 cm, 176 sayfa, ISBN 975-363-262-2
TADIMLIK

Gövde anlamlar odağıdır. Gövdeyi bu yanardağı (birçok yönüyle bakabileceğimiz gibi, bir yanardağ gibi de bakabiliriz gövdeye) okumak yaşamı yeniden keşfetmektir. Onu adlandırmaya, betimlemeye, yorumlamaya, bir anlam vermeye kalktığımızda, bir anlamlar yumağıyla karşılaşırız. Birçok insan gibi birçok gövde vardır. Roland Barthes'a göre (çağdaş gövdenin bu büyük bulucusu), gövde 'en düşsel şeydir.' Gerçekten de bir imgelem deposudur gövde. Yalnız imgelem mi? Cenneti, cehennemi de depolamıştır o. Korkunç çığlıklar, çağrışımlar, görünümler, duyarlıklar dağarıdır da. Düşlerin tarihi nasıl yazılmadıysa, dinsel (o zindan), kutsal, töresel, cinsel, çağdaş gövdenin (çocukluğu, gençliği, kocamışlığı) tarihi de yazılmamıştır. Şu bir gerçek: Gövde üzerine düşünülmemiştir. Bedenin (hem eski hem de yeni bedenin) su yüzüne çıkması yenidir. Bu anlamda gövde ('tarihin, toplumların, yönetimlerin, ideolojilerin biçimlendirdiği) kendisiyle birlikte yığınla sorunu getiriyor. Bunun için de derinlemesine okunmayı, asıl da anlamlandırılmayı bekliyor (değil mi ki gövde anlamlar odağıdır, hem değil mi ki yeterince somut bir gövdemiz olduğunu anladık). Biliyoruz ki gövdemizle 'kurmuş olduğumuz ilişki biçimi şeylerin ve toplumsal ilişkilerin örgütlenme yöntemini yansıtır.' Bu olgu ilk ağızda çağdaş gövdeyi biçimlendirmede geçerli bir yol, bir anlamlandırmadır. Jean Baudrillard gibi söylersek: 'Bu yeniden canlandırma Kapital olarak vücut, Fetiş (ya da tüketim nesnesi) olarak vücudun yeniden canlandırılmasıdır.' Bütün bunlar da bize gövdenin çığlıklarına kulaklarımızı kapatmamızı buyuruyor. Gövdenin bildirisini çünkü başka hiçbir yerde bulamayız. Söylemek bile gereksiz: Çağımızda gövde laikliği kazanınca ilk kez soyunuyor. Böylece de hem sevgili, hem arkadaş, hem kardeş oluyor. Soyunan kadın artık bedeninin kendisi için doğal, vazgeçilmez, yüce bir varlık olduğunu biliyor.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
 
  Bugün 22 ziyaretçi (118 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Google Pagerank Checker