KEFKEN
  Kumcağız’a Gidin Beyler!..
 
Kumcağız’a Gidin Beyler!..

Hiç gittiniz mi? Gidip de alıcı gözle baktınız mı o yöreye?..
Adı, sanı, makamı ne olursa olsun, yetkili olan herkese söylüyorum; gittiniz mi?..
Gittinizse, sahilde eliniz arkanıza bağlı, ya da iki yanınızda birkaç koruma görevlisiyle mi gezdiniz? Yaz güneşinden mi, güz güneşinden mi her neyse, yararlanmak için miydi gidişiniz?..
Kefken’in Muhtarı’yla görüştünüz mü? Görüşüp de;
“Sevgili muhtar, nedir senin derdin” diye sordunuz mu?..
“Derdiniz de olmayabilir. Buralar güzel yerler.Yeni ve hoş neler yapabiliriz” dediniz mi?..
Geçtiğimiz pazar günüydü. Daha sabah mahmurluğunu üzerimden atmamıştım. Sevgili Erol Taşçı Kefken’den arıyordu telefonla. Pazar günü, sabah saatlerinde aradığına göre bir sıkıntı olmalı diye düşündüm. Hayra yorup açtım telefonu. Sevgili Erol;
“Abi buralar yeniden battı”diyordu. Sesi biraz telaşlı, çokça da kızgın gibi geldi bana...
Pazar gününü anımsayın; İzmit’te öyle ahım şahım bir yağmur yoktu. Ne ki, Kefken’de oldukça sıkı yağmış. Yağmış ve kısa zaman önce Kefken’i basan sel bir kez daha basmış.
Aradan kaç gün geçti bilmiyorum ama, bir ay bile geçmemiştir henüz. Yine çok yağmur yağmış, Kumcağız Deresi taşmış ve Kefken’e doğru olan düz alanı su basmıştı. Evler sular altında kalmış, insanlarımız, ekili alanlar zarar görmüştü.
Şimdi başka bir şey hatırlatacağım sizlere; geçen yıl bir yazı yazmış ve Kumcağız Deresi’nin Ağva gibi olabileceğini belirtmiştim.
Ağva Deresi, yaklaşık olarak 2, belki de 3 kilometrelik bir bölümüyle, kıyısının temizlenip düzenlendiği, çevresinde kafelerin, restoranların yapıldığı, sandalların yüzebileceği bir konuma getirilmiş. Özellikle İstanbul’dan gelenlerin çok beğendiği, hafta sonlarını geçirdiği seçkin bir yer olmuş.
Kumcağız Deresi neden olmasın?..
Söylemiştim; Büyükşehir Belediyesi’nin makine parkındaki araçlarla, kendi kepçelerinizle, Kumcağız Deresi’nin tabanını temizlerseniz, dipteki sazları ayıklarsanız, çevreyi düzenlerseniz, çok da güzel olur demiştim. Bunları yapmanın hiç de zor olmayacağını belirtmiştim.
Dere temizlenmiş olsaydı, dipteki saz ve çamur kıyıya çıkarılmış olsaydı, derenin suyu taşar mıydı? Çevreye bu zararı verir miydi? Yazılanları arada bir okusanız, okuduklarınızı da;
“Bu insan doğru söylemiş olabilir mi” diye akıl süzgecinizden geçirseniz olmaz mı yani?..
İzmit’in giriş ve çıkışlarını yeşillemeniz, tüm ömrü 15 gün olan lalelere dünyanın parasını vermeniz önemli de, Kumcağız Deresi bu kadar önemsiz mi? Bu kadarını da göremiyor musunuz? Ufkunuz yetmiyor mu böyle bir şeyi görmeye?..
Gidin beyler gidin! Gidin ve görün Kumcağız Deresi’ni! Çok zor değil dereyi temizlemek, yapın bunu! Yapın da, bölgeye biraz canlılık gelsin! Bölge insanı üç beş kuruş rızıklansın! Adı ve övünmesi de size kalsın!..

Ruhan ODABAŞ'ın bu yazısı Özgürkocaeli Gazetesi'nden alıntıdır.
 
  Bugün 10 ziyaretçi (39 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Google Pagerank Checker